acı-tasyon.
…
-I woke up one morning and I just knew.
+Knew what?
-What I was never sure of with you.
…
sol üstteki kıvırcık çocuğun adı ‘aksel’. benim adımın aksel olma sebebi. “yaşıyor mu? acaba napıyordur?” filan diye merak ettim şimdi, ama neden ettim diye de düşündüm bir yandan.
sağ alttaki annem oluyor, fotoğrafı da muhtemelen babam çekmiş. senenin 1981 olduğundan şüpheleniyorum.
yeri gelmişken söyleyeyim; eski fotoğraflarda herkes kesinlikle daha mutlu.

bu arada gördüğünüz gibi poz vermeyi de o zamanlardan beri beceremiyorum.
hadi gittim.
“Bjartar Vonir Rætast.”
…
-I woke up one morning and I just knew.
+Knew what?
-What I was never sure of with you.
…
“If we admit that human life can be ruled by reason, then all possibility of life is destroyed.”
moby - shot in the back of the head.
bu aralar çok dinliyorum, ondan koydum tabi.
-bizim eve gelirken, o köşede hep manyak manyak sahneler ortaya çıkıyor. biz de “garip garip işler” deyip geçiyoruz. bazen geçemiyoruz tabii. şöyle ki;
ben burda bahsetmiştim aylar önce, bir kirpi görmüştük acıbadem caddesi üzerinde akşam, şaşırmıştık. sonra sabaha karşı yürümeye çıktığımızda ‘o köşe’de aynı kirpinin araba tarafından ezilmiş paramparça olmuş halini gördük.
aradan aylar geçti. kaos’la sabahın köründe eve yürüyorken bu sefer bir kedi ve farenin yanyana durduğunu gördük ‘o köşe’de. kedi ne yapacak acaba diye izlemeye başladık. derken, fare kedinin üstüne atladı. 5-6 metre kadar kediyi kovaladı, kedi can havliyle kaçtı falan. kimse inanmaz diye de telefonumla vidyosunu çektim bunun.
günler sonra, çok garip bir günün gecesi, yine eve yürüyorken emindik orda bir şey göreceğimizden artık. uzaktan bakmaya başladık. ordan yürümesek mi diye düşünürken bu sefer havada uçan bir şey gördük. yaklaştıkça onun, bir arabanın dışına bağlanmış helyum dolu kocaman bir balon olduğunu gördük. üzerinde, o gün lunaparktayken üzerine konuştuğumuz görseller vardı. palyaçosundan bilmem-nesine. tutup kopardım balonu, elimde bir süre yürüdükten sonra havaya bıraktım. ve balon metrelerce ötemdeki ağaca kadar yere paralel gidip, ağacın altında yükselmeye başladı ve dallara takılıp durdu. ‘o köşe’de evet.
ve son olarak; demin yağmurda yürümek için dışarı çıkmıştım. müzik dinleyip yürüyorken bu sefer ‘o köşe’de yerde, yağmurdan ıslanmış bir kalp gördüm. kargalar koparıp koparıp kaçıyorlardı.
“eeeh sikerler” dedim. eve geldim.



pilav, hastasıyız.
insanların neden hala kedi fotoğrafı çektiklerini anlamamı sağladı bu velet.